Geçen yıl bir roman okudum. Romandan anlar aklıma geldikçe
içimi saran derin üzüntüden kurtulamıyorum. Ve dehşet hissi. Sanki insanların
geleceğini gösteren bir kehanet kitabı. Çünkü anlattıkları pekâlâ da olabilecek
şeylerdi. Geleceğimizdi…
[İpucu içerir ama kitabın sonunu yazamayacağım.]
Peki, az sonra açıklayacağım bu yeni sistemi neden inşa
etmiş olabilirler? Çıkarları ne?
Bunu yapmak zorunda kaldılar. Çünkü kapitalizm kriz üretir.
Krizle başa çıkamayınca da varlıklarını, servetlerini korumanın yeni yollarını aradılar.
Getirdikleri sistem tamamen tüketim üzerine kurulu; yani tüketiyorsan varsın.
Üç sınıf var: Yüksek gelirliler, orta gelirliler ve düşük gelirliler. Bir de
bunların dışında hiçbir şeyi olmayan, tamamen sistemin dışına atılan,
"mıntıka" denilen yere gönderilenler var. Onlar çöp.
Diyelim orta bütçeli birisin ve buna uygun bir maaşın var.
Maaşını harcamak zorundasın; sistem seni sürekli bir şeyler almak zorunda
bırakıyor. Mecbursun çünkü statünü ancak harcamalarınla gösteriyorsun ve
koruyorsun. Harcaman gereken limit düşerse hemen uyarı geliyor ve ceza puanı
alıyorsun. Ceza puanı 20’yi bulursa o statünü kaybediyor, bir aşağıya
düşüyorsun. Görevliler gelip seni evinden çıkarıyor, sana tahsis edilen daha
düşük bütçeli bir yere taşınıyorsun.
Bu sistem kurulurken emeklilerin, ev sahiplerinin evine el
koymuşlar. Klasik anlamda ev sahibi olan kimse yok artık. Bir tek varlıklıların
evleri var. Müsadere edilen evler yıkılmış; üç bütçeye de uygun semtler, evler
yaratılmış. Yüksek bütçeliler; havuzlu, bahçeli villalarda
kalıyor. Orta bütçeliler geniş, lüks apartman dairelerinde; düşük
bütçeliler ise bir odalı, çok katlı, çok daireli kalabalık sitelerde oturuyor.
Buraya sizi devlet yerleştiriyor.
.jpg)