Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2016 Cuma

Gerçeküstücülük - Sürrealizm

Dilara Kahyaoğlu
2012

Sürrealizm Manifestosu, 1924 baskısı
İki dünya savaşı arasında ortaya çıkmış, sanat ve edebiyat alanında uygulanmış bir akımdır. Aslında 1910’larda ortaya çıkan akılcılığı (usçuluğu) yadsıyan Dadacılar bu akımın öncüleridir. Dadacılar, Birinci Dünya Savaşı’nın; usçuluğun siyaseti etkilemesi sonucu çıktığına inanıyorlardı. Bu nedenle insanlığın uğradığı felaketten umutsuzluğa düşmüşlerdi. Hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmıyor, gerçeği onlara da göstermek istercesine; kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında devrin estetik anlayışına karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin ikiyüzlülüğünü vurguluyorlardı. Kendisi de bir Dadacı olan ama oradan ayrılan yazar Andre Breton, Gerçeküstücülüğün manifestosunu (bildiri ) 1924 yılında yazarak yeni bir akımın doğduğunu ilan etti.

Gerçeküstücüler, Freud’dan esinleniyordu. Onlara göre gerçeküstücülük; bilinç ile bilinçdışını birleştirmenin bir yolu idi. Bilinç ve bilinçdışının bütünleşmesi ile düşsel ve gerçek yaşam iç içe geçebiliyordu.

Yukarıdaki görselde Freud'un Düşlerin Yorumu betimlenmiş. Freud'un Düşlerin Yorumu kitabı ilk kez 1900 tarihinde basıldı (aslında 1899). Bu kitabın son bölümünde, Freud'un zihinsel süreçler, bilinçdışı ve haz ilkesinin üstünlüğü üzerine tüm görüşlerini ilk kez özetlemişti. 

Şiirde bu akımı etkileyen şairler/yazarlar; Rimbaud, Lautreamont vb. olmuş; resim de ise eski ressamlardan Bosch ve Goya ile Chirico ve Chagall gibi ressamlar bu akımı etkilemiştir.
Sürrealizmi etkileyen ressamlardan Hieronymus Bosch'un Dünyevi Zevkler Bahçesi isimli
üçlü tablosunun (triptik) orta panosu. 1504-1510
Goya. San Isidro Festivali. Kara Resimler'deki sahnelerin çoğu, ışığın olmadığı, günün sonunda havanın karardığı zamanlara ait gece görüntüleridir. San Isidro Festivali, El Aquelarre ve San Isidro Kaynağına Hac (günbatımına doğru ilerleyen bir öğleden sonra) resimlerinde görülen bu durum ile, ışığın ölümüyle ilişkili olarak arka plandaki karanlığa vurgu yapılmıştır. Böylece resimlerde kötümser bir hava, muazzam bir görüntü ve gerçekdışı mekânların gizemi ortaya çıkmıştır. Bu tür resimlerinde Dışavurumculuk'un karakteristik özellikleri de görülür.
Goya, Modern Sanat'ın öncüsü kabul edilir.

Otomatik yazın Gerçeküstücülerin kullandığı tekniklerden biridir. Bu tekniğe göre; kişi yazdıklarını tekrar gözden geçirmeyecek, değiştirmeyecekti. Çünkü yapılan her değişikliğin o ana ait duyguların iletilmesinden uzaklaştıracağına ve eseri; yazara ait olmaktan çıkaracağına inanıyorlardı. Düzeltilmiş bir metin, yazarın bilinçaltındakileri iletmesi önünde bir engeldi. Bu tip metinler zor okunan metinler olmakla birlikte absurd (saçma) ile de karıştırılmamalıdır (örneğin; Nadja-Andre Breton’un romanı). 
Andre Breton
Masson'un otomatik çizimi
Altta Dali'nin 
Haşlanmış Fasulyeli
Yumuşak Yapı isimli eseri

Andre Breton arkadaşları ile otomatik yazı denemeleri yaptı. Ortaya çıkan şiirlerdeki dizeler, sözcükler; mantıklı bir sıra izlemek yerine bilinçdışı psikolojik süreçlerden doğan çözülmesi zor şiirler/yazılar oluyordu. Breton güçlü bir birlik kurmak istemişti ama farklı dünya görüşlerine sahip akım üyeleri 1927 yılından sonra kendi yollarında ilerlediler.

En önemli temsilcileri Arp, Ernest, Magritte, Dali ve Miro’dur. Hepsini üslubu birbirinden farklıdır. Arp’ın yapıtlarında sezilebilen ama tam olarak anlaşılmayan imgeler vardır. Bu biyomorfik biçimler; izleyenin bilinçdışını serbest çağrışımlarla harekete geçirmesine olanak sağlıyordu.


Otomatizm ilkesine en bağlı ressamlar Ernest, Masson ve Miro olmuştur. Diğer sürrealistler farklı bir yol izlemişlerdir. Onlarda ayrıntılar, kolayca tanınan görüntüler vardır ama imgeler doğal çevrelerinden çıkarılmıştır, usa ters düşen şaşırtıcı düşsel bir ortam vardır (ör: Magritte).

Gerçeküstücüler amaçlarına ulaşmak için tekniklerini geliştirdiler örneğin tuvali kazıdılar veya boyalı yerin üzerine yeni bir yüzey bastırarak farklı imgeler yaratmaya çalıştılar.
Bu akım kendini sinemada da gösterdi en önemli ve ünlü film Bunuel ve Dali’nin birlikte yazıp yönettikleri Bir Endülüs Köpeği (1928) isimli film oldu. Akım daha sonra başka ülkelere de yayıldı ve ABD’deki temsilcilerinden biri de Arshile Gorky oldu.



Kaynak
Ana Britannica, cilt 9, s:398
Sürrealizm, Rene Passeron, Remzi Kitabevi, 1990/2
https://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCrrealizm_Manifestosu
https://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BC%C5%9Flerin_Yorumu

Düşlerin Yorumu görselini bu adresten aldım. bkz. http://learni.st/users/jacobrwheeler/boards/82354-freud-s-impact-on-psychology

https://tr.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud
https://tr.wikipedia.org/wiki/Hieronymus_Bosch
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kara_Resimler
https://en.wikipedia.org/wiki/Andr%C3%A9_Masson
https://tr.wikipedia.org/wiki/Salvador_Dal%C3%AD

Yazar adı belirtilmeden, link verilmeden kullanılamaz, alıntılanamaz.

7 Ocak 2016 Perşembe

Dışavurumculuk - Ekspresyonizm veya İfadecilik


Dilara Kahyaoğlu
2012

1900- 1935 arasında başta Almanya olmak üzere Orta Avrupa’da ortaya çıkan bir akımdır. Özellikle Almanya’da sanat dallarının hemen hemen hepsinde etkili olmuştur.

Doğayı, toplumu, insanı veya herhangi bir durumu; nesnel bakış açısı ile yansıtmak yerine, öznel olanı, içsel gerçeği yansıtmayı seçtiler. Bu akım aşırı öznelci (sübjektif) bir akımdır. Dışa vuran şiddetli duyguları yansıtmaya çalışmışlardır. Ordu, ataerkil aile, okul ve imparatorluk kurumlarının yerleşik otoritesine karşı çıktılar. Toplumdışıların, yoksulların, akıl hastalarının, sokak kadınlarının, eziyet gören gençlerin yanında yer aldılar. Özellikle resimde nesnel gerçeklik ressamın gözünden çarpıtılmış bir şekilde sunuldu. Çizgi ve renkleri, tıpkı “ilkel” resimlerde veya çocuk resimlerinde olduğu gibi kullanıp, duygusal tepkilerini yansıttılar.
Edvard Munch. Çığlık. 1895. Oslo, Ulusal Galeri
"Munch bu eserinde, apansız bir heyecanın, tüm duygusal izlenimlerimizi nasıl değiştirebileceğini anlatmaya çalışmış. Bütün çizgiler baskının tek merkezi çığlık atan başa doğru akışıyor gibi. Sanki tüm sahne, o çığlığın iç bunaltısına ve heyecanına  katılıyor. Çığlık atan kimsenin yüzü gerçekten karikatür gibi bozulmuş. Dimdik gözler ve oyulmuş yanaklar  kafatasını anımsatıyor. Korkunç bir şeyler olmuş mutlaka ve baskı o kadar baş döndürücü ki, o çığlığın nedenini hiç bir zaman bilemeyeceğiz." (Gombrich) ayrıca bkz. *
Dışavurumculuk, Van Gogh, Cezanne ve Gauguin'in miraslarından devralındı. Bu ressamların tablolarında sunduğu; ifadesellik, yapı ve yalınlığın olanaklarını ilk fark eden Norveçli ressam Edvard Munch olmuştur. 

 I. Dünya Savaşı öncesinde gelişmeye başlamış olan Dışavurumculuk akımı en uygun ortamı Almanya'da bulmuştur. Burada küçük adamların öfke ve öç alma hırslarını kışkırtmayı başardı.


Barlach. Örtülü Dilenci, 1906. Bronz
http://www.mz-web.de/nachrichten/barlach-werke,20641290,18294718.html

 Ernst Barlach, "Acıyın" Tahta Heykel. 1919.
"Naziler iktidara gelince Modern Sanat yasa dışı ilan edildi. Bu yazgının ilk kurbanı Ernst Barlach oldu. Bu kadın dilencinin yaşlı ve kemik kemik ellerinin yalın davranışında büyük bir ifade yoğunluğu var. Ve hiç bir şey dikkatimizi bu baskın konudan saptıramıyor. Kadın başını bir mantoyla örtmüş ve saklı başın basitleştirilmiş biçimi, onun yürek paralayıcı çağrısının izlenimini içimizde daha bir vurguluyor." (Gombrich) Brecht, 1952'deki bir sergi sırasında Barlach için şunları söylemiştir. "Barlach'ı biz Almanların şimdiye kadar sahip olduğu en büyük heykelcilerden biri olarak düşünüyorum. Çizgi, istediğini anlatmadaki kesinlik, teknik yetenek, yapay olmayan güzellik, zorlanmamış büyüklük, kolay olmayan uyum, yabanıl olmayan bir yeğinlik onun yapıtlarını başyapıt düzeyine çıkarıyor." (Richard)

1905 yılında Dresden’de kurulan, aralarında Kirchner’ in de bulunduğu grup aslında bir tür cemaat gibi örgütlenmişti. Munch (Norveçli ressam), Nietzsche,  Strindgberg’in (İsveçli oyun yazarı) yapıtları bu grubu etkilemişti. Resimlerin çoğu çağdaş yaşamdan duyulan umutsuzluğu yansıtıyordu.  Başka bir grubun üyesi ve lideri olan Kandinsky (Rus ressam ve sanat kuramcısı) soyut sanata yöneldi. Egon Schiele ve Kokoschka da dışavurumculuğun gelişmesine katkıda bulunmuş diğer ünlü ressamlardır.

Ernst Ludwig Kirchner, Potsdamer Platz, 1914. 
1933'te Kirchner, Naziler tarafından dejenere ressamlardan biri ilan edildi ve Berlin Sanat Akademisi'ndeki görevinden alındı. 1937'de Almanya'daki farklı müzelerde bulunan 600'den fazla çalışması toplatıldı. Bu eserler satıldı ya da yok edildi. Ressam, 1938 yılında, Almanların Avusturya'yı işgali ve evini kapatmaları sonucunda yaşadığı psikolojik travma sonrası intihar etti.

Edebiyatta dışavurumculuğu etkileyen; kısa ve kopuk cümlelerle duygu ve tartışmalarını dile getiren önemli yazarlardan biri, İtalyan yazar Marinetti olmuştur. Şairlerin yaptıkları dışavurumcu ressamların yaptıklarını sözcüklerle yapmaktı. Bu şairler renkli imgeler kullanıp, çağdaş kent yaşamındaki yozlaşma üzerinde duruyorlardı. Franz Kafka da bu akım içinde değerlendirilir (eserleri, Dava, Dönüşüm vb.)

Birçok yetenekli ressam I. Dünya savaşında öldü aralarında Kirchner’in de bulunduğu bazılarıysa ruhsal çöküntü içine girdi. Savaştan sonra bu akım güçlendi ve resmi kültür haline geldi. Tiyatro, sinema ve operada yükseliş doruğa vardı. Dışavurumcu oyunların çoğunda ebeveynlerine karşı şiddet gösterilerinde bulunan ve bu yolla bağımsız bireyler oldukları kanıtlamaya çalışan gençlerin bulunduğu sahneler yer alıyordu. Uzun monologlarda kesin olmayan bir dil kullanılıyor ve karakterin içinden çıkan çığlığın duyulması sağlanmaya çalışıyordu.

Dr. Caligari'nin Muayenehanesi'nden bir sahne. 

Dışavurumcu teknikler sahnelemede de kullanıldı. Bu yolla başkarakterin öznel dünyası seyirciye yansıtılmaya çalışıldı. Bunların en ünlüsü Dr. Caligari’nin Muayenehanesidir.  Film çok etkili oldu aşırı görselliğe dayanan üslubu Caligaricilik olarak adlandırıldı. Bu üslup, kısıtlı olanaklar sağladığı için zamanla yerini daha romantik özellikler taşıyan dışavurumculuğa bıraktı. Yönetmenler, ürkütücü ve büyüleyici Alman köylerini, şatolarını ve ormanlarını dekor olarak kullandılar. Bu akım etkisini müzikte, özellikle de operada da göstermiştir.

Joseph Goebbels "Yoz sanat" sergisini gezerken, 1938
Bu akım, 1933’te Hitlerin iktidara gelmesinden sonra tümüyle yoz sanat (Entartete Kunst-dejenere sanat) olarak damgalandı ve yenilgiye uğradı Dışavurumcu yayınlar ve oyunlar yasaklandı. Resimler galerilerden söküp atıldı, kimisi yok edildi. Sanatçıların, yazarların çalışmasına izin verilmedi. Bir kısmı yurt dışına gitti; kalanların bir kısmı yalnızlık, yoksulluk içinde zamanını tamamladı, kimisi de intihar etti.






Nazilerin; aşağılamak, modern sanatı yok etmek, kitleleri bu tür bir propaganda yolu etkilemek amacıyla açtıkları Entartete Kunst (Yoz Sanat) sergisini gezmek için sırada bekleyenler. 1937. 
Entartete Kunst (Yoz Sanat) Sergisi, Münih. 1937
**********

*Günlüğüne yazdığı notta Munch, Çığlık konusundaki esin kaynağını şöyle anlatıyordu: “İki arkadaşımla yolda yürüyordum; güneş battı, bir melankoli dalgasına kapıldım. Birden gökyüzü kıpkızıl bir renk aldı. Durup parmaklıklara yaslandım. Alev alev gökyüzü, mavi fiyordun ve şehrin üstünde kan ve kılıç gibi sarkıyordu. Arkadaşlarım yola devam etti; ben ise büyük bir endişeyle öylece duruyor ve doğada sonsuz bir çığlığı hissediyordum sanki.”
http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/03/160317_vert_cul_munch_ciglik


Kaynak

Ana Britannica, cilt 7, s: 229-230
Sanatın Öyküsü, E. H. Gombrich, Remzi Kitabevi, s: 447-450 
Ekspresyonizm, Lionel Richard, Remzi Kitabevi, s: 112
https://en.wikipedia.org/wiki/Edvard_Munch
https://www.flickr.com/photos/blue_poppy/7811608750
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ernst_Ludwig_Kirchner
https://tr.wikipedia.org/wiki/Yoz_sanat
http://www.openculture.com/2013/11/nazis-degenerate-art-exhibition-of-1937.html
http://www.nzz.ch/feuilleton/kunst_architektur/kunstraeuber-stellt-man-sich-nicht-so-gebildet-vor-1.18184127
http://www.americantowns.com/ny/newyork/news/ernst-barlach-haus-acquires-rare-sculpture-from-moeller-fine-art-8255443
http://www.mz-web.de/nachrichten/barlach-werke,20641290,18294718.html
https://en.wikipedia.org/wiki/The_Cabinet_of_Dr._Caligari



Yazar adı belirtilmeden, link verilmeden kullanılamaz, alıntılanamaz.

İzlenimcilik - Empresyonizm



Dilara Kahyaoğlu
2012

Monet'nin akıma ismini veren tablosu. "İzlenim: Gün Doğumu" 1872
19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında etkili olmuş bir sanat akımıdır. Önce Fransa’da ortaya çıkmış;  resim, daha sonrada müzik alanında kendini göstermiştir.

İzlenimciler, kendilerinden önceki akımların konularından ve anlatım biçimlerinden farklılıklarıyla dikkati çeker. Sanat tarihçileri tarafından devrim nitelinde bir gelişme olarak kabul edilmiştir. Önceki sanat akımları yaklaşık iki yüzyıl boyunca belli kuralların etkisi altında ilerlemiş, ortaya konulan ilkeler, akademik çevrelerce de uyulması gereken kurallar haline getirilmiş ve sanat eğitimi bu çerçevede yapılmış olduğu için; izlenimciler, başlangıçta tepkiyle karşılaştılar ama onların da istediği bu 200 yıllık geleneğe karşı çıkmaktı, mücadeleye hazırdılar.

Romantik akıma mensup Eugène Delacroix'nın Halka Yol
Gösteren Özgürlük tablosu, 1830. Bu tablo 1830 Fransız
Devrimi ile ilgilidir. 1789'u simgelemez.
Önceki akımlar olan Romantizm ve Gerçekçi akımda tarihsellik ( konuların tarihi bir olay veya durumla ilgili olması);  duygusallık (izleyenlerde belli duyguların özellikle düş gücünün harekete geçirilmesi); aslına benzerlik (örneğin bir doğa tasvirinde yapılan resmin aslına uygun olarak gerçeği yansıtması) önemliydi.

İzlenimciler bilimsel gelişmenin de çocuklarıdır. Bu dönemde rengin, nesnenin ayrılmaz bir parçası olmadığı, nesneden yansıyan bir ışık olduğu biliniyordu. Bu nedenle ışığın durumuna, hava şartlarına, uzaklık veya yakınlığa, çevredeki başka nesnelerin varlığına göre;  insana yansıyan renkler, tonlar değişiklik gösteriyordu. İşte izlenimciler tam da bu anları resimlerinde göstermeye çalıştılar. Yerleşmiş biçim ve renkleri,  özellikle nesnenin öz rengini kullanmadılar. Bunu yapmak için de tekniklerini değiştirdiler. Örneğin suyun üzerindeki ışık kırılmalarını, yansımalarını; kesik fırça darbeleri ile vermeye çalıştılar. Renkleri palette karıştırmadan ayrı ayrı uyguladılar. Kesik fırça darbeleri ile yapılan bu resimlere uzaktan bakıldığında ressamın izlenimi, tabloya bakan göze de yansıyordu.

Manet, Olympia, 1863. Esin kaynağını eski ustalardan aldı. Bu tablo skandala yol açtı. Eleştirmenler ve halk fahişeliğin hayasızca savunulması olarak gördü. Bu yapıt ilk anda sadece Zola ve Baudelarie tarafından takdir edildi. Bu arada beyaz kadının hizmetçisinin siyah bir kadın olmasına da dikkat ediniz. Oryantalist ressamlar da benzer yaklaşım içindeydi.  







Bu hareketi ilk başlatan ressam Manet’dir. Manet, resmi; konunun egemenliğinden kurtararak, izleyenin bakışını renklere ve farklı bir biçime çevirmiştir. Manet’de perspektif derinliği daha azdır, renk kümeleri ile kompozisyon oluşturmuştur. İzleyen konuya değil tuvaldeki yüzeye,  odaklanır. 


Monet. Argenteuil'de Yelken Yarışları. 1872. Monet; geçici, bir anlık ışık oluşumlarını yakalayabilmek konusunda  çok yetenekliydi.   Işığın her an değişen izlenimlerini, zarif ve çeşitlilik gösteren yansımalarını yakalayıp, tuvale yansıtmıştır.

Monet’nin 1872 tarihli “İzlenim: Gündoğumu” adlı tablosu akıma ismini vermiştir.  Ünlü ve öncü izlenimciler şunlardır: Monet, Pissarro, Renoir, Sisley, Bazille…

Degas, İzlenimci ilkeleri destekledi ama renk ve ışık kullanmak yerine çizgiyi tercih etti. Yine de onun tabloları fotoğraf makinesiyle çekilmiş gibi o anı yansıtır. Resimleri resmi sanat galerilerinden sürekli olarak çevrilen bu grup, ilk ortak sergilerini 1874 yılında “Reddedilenler Salonun”da açtılar. İşte Monet’nin tablosu da ilk kez burada sergilenmişti. 1886 yılına değin yedi sergi düzenlediler. Grup 1886’da dağıldı ama etkisi sürdü. Cezanne, Gauguin, van Gogh, Seurat  vb. bu akımdan etkilenmişlerdir. Alman izlenimcilerin gerek teknik, gerekse konular açısından; dışavurumculuğa yaklaşan dramatik bir tarzları vardı. 

Pissarro, Monmarte Bulvarı, 1897. Bir kış sabahı resmedilmiş. Bu tablo  Metropolitan Müzesi'ndedir.
Pissarro, Monmarte Bulvarı, 1897. Bulutlu bir sabah resmedilmiş. National Gallery of Victoria
Paris bulvarının tablolarını görenler şaşkınlığa uğruyor ve şöyle diyorlardı. "Bulvarda yürüdüğümde ... biçimden yoksun bir lekeye dönüşmek için; bacaklarımı, gözlerimi ve burnumu mu yitiriyorum?"
İzlenimci bir tabloyu değerlendirebilmek için bir kaç adım gerilemek gerektiğini ve bu bilmeceli lekelerin biçim kazanıp canlandıklarını görme mucizesindeki hazzı seyirciye anlatabilmek için epeyi zaman gerekti.

Kaynak: 
Ana Britannica, cilt 12, s: 175
Sanatın Öyküsü, E. H. Gombrich, Remzi Kitabevi, s: 406 - 416
Empresyonizm, Maurice Serullaz, Remzi, Kitabevi, s: 124, 130, 
https://tr.wikipedia.org/wiki/Olympia_(tablo)
https://tr.wikipedia.org/wiki/Halka_Yol_G%C3%B6steren_%C3%96zg%C3%BCrl%C3%BCk
http://www.zeno.org/Kunstwerke/B/Monet,+Claude%3A+Regatta+bei+Argenteuil
https://en.wikipedia.org/wiki/Camille_Pissarro
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zlenim:_G%C3%BCn_Do%C4%9Fumu

Yazar adı belirtilmeden, link verilmeden kullanılamaz, alıntılanamaz.